Image

Hervé M. Abajoli'nin

Büyük Sır Üstadı

Hervé M. Abajoli’nin ilk romanı Büyük Sır Üstadı (Magnum Opus) 2013 -2017 yılları arasında yazılmış olup, Türk Roman tarihinde hiç denenmemiş bir alanda, 25 yıllık araştırma, 1.500 kitaplık özel bir kütüphane, 10.000 sayfalık kadim bilgiler taraması ve 6 yıllık bireysel bir hazırlık döneminin kristalizasyon çabasıdır.

Nurullah Ataç ustanın bir zamanlar dediği gibi: Pek büyütmeyin ama pek de küçümsemeyin yeter…

İNCELE

Okuyucumu Bilgilendirme

Romanım bittiğinde bir yayıneviyle görüşmeden önce sistemin nasıl işlediğini anlamak için bazı çalışmalar yapınca Türkiye’deki pek çok iş gibi bunun da bir nevi zenci tüccarlığına dönüştürüldüğünü fark ettim. Benden çok daha ehil büyük yazarların bile bu sistemin acımasız çarkları arasında nasıl ezildiğini görünce hiç şansım olmadığı ortaya çıkmıştı. Kaldı ki benim için asıl olan romanımın tanıtımı meselesinde hiçbir çaba sarf etmeyeceklerini anlamıştım. Sonuç olarak son dört yılı yoğun yazım ile taçlanmış yirmi beş yıllık bir çabanın tabiri caiz ise üstüne çökülmesine razı gelemezdim. Bu yüzden romanımı, kuruluşunda buluduğum İsviçre merkezli Gnostibooks Editionstarafından yayınlanmasını ve Türkiye'de sadece ve sadece kendi internet sitem üzerinden satılmasına karar verdim. Dünyanın kalan kısmında ise Dünya devi Amazon.com hem basım hem de dağıtımı üstlenmektedir.

Romanımın tanıtılması için beğenilerini Twitter, Instagram, Facebook gibi sosyal platformlarda paylaşacak siz dostlarıma güveniyorum. Sevgiyle kalın.

SATIN AL

Büyük Sır Üstadı'ndan:

İster inançlı biri olun, Tanrı, kader diye isimlendirin, ister bilimin akılcılığını kabul etmiş olun ve olasılık, şans, evrim diye nitelendirin, kör bir saatçi milyarlarca yıl önce en mükemmel işini çıkardığı hiç aksamayacak kusursuzlukta bir saat imal edip zembereğini kurup bırakmıştır. Bu başyapıt halen ağır ağır gevşeyerek boşalmaktadır.

Bilmiyor muyum sanıyorsun? Ama bu kararı emin olmadan verir ve o mesajları çekersem zembereği geri alınamaz bir şekilde serbest bırakmış olacağım. Sen de biliyorsun ki bunu yaparsam binlerce yıl beklediğimiz ve tarihte ilk defa bu kadar yaklaştığımız, uğruna yüzbinlerin büyük çileler çekerek feda edildiği kadim büyük plan belki bir daha hayata geçirilemeyecek.

Sofia, sıcak yorganın altında yüzünü sevdiği adamın boynuna gömerken, kendi isteklerinden bağımsız ilahi bir gücün haşmet, heyecan, huşu, cazibe, mest, tutku, yüceltme, mükemmellik gibi duyguların hepsini aynı anda harekete geçirebilmesine bir kere daha şaştı. Umut eden Eros, yerini yaşayan Eros’a bırakmıştı.  Şüphesiz, yaşayan bir Tanrı’nın eline düşmek, dehşetengiz bir şeydir çünkü sizi korkunun en yalın haliyle yüzleşmek zorunda bırakır. Kelimelerin anlatmaya kifayetsiz kaldığı bu deneyimin, ruhunu tamamen kuşatıp kavramasına ne yaparsa yapsın karşı koyamayacağını anladığında, o da mutlak bir teslimiyet duygusu içinde kendini ona bırakmıştı. Fanilerin elinden başka ne gelirdi ki? 

Büyük Sır Üstadı'ndan:

İster inançlı biri olun, Tanrı, kader diye isimlendirin, ister bilimin akılcılığını kabul etmiş olun ve olasılık, şans, evrim diye nitelendirin, kör bir saatçi milyarlarca yıl önce en mükemmel işini çıkardığı hiç aksamayacak kusursuzlukta bir saat imal edip zembereğini kurup bırakmıştır. Bu başyapıt halen ağır ağır gevşeyerek boşalmaktadır.

Bilmiyor muyum sanıyorsun? Ama bu kararı emin olmadan verir ve o mesajları çekersem zembereği geri alınamaz bir şekilde serbest bırakmış olacağım. Sen de biliyorsun ki bunu yaparsam binlerce yıl beklediğimiz ve tarihte ilk defa bu kadar yaklaştığımız, uğruna yüzbinlerin büyük çileler çekerek feda edildiği kadim büyük plan belki bir daha hayata geçirilemeyecek.

Sofia, sıcak yorganın altında yüzünü sevdiği adamın boynuna gömerken, kendi isteklerinden bağımsız ilahi bir gücün haşmet, heyecan, huşu, cazibe, mest, tutku, yüceltme, mükemmellik gibi duyguların hepsini aynı anda harekete geçirebilmesine bir kere daha şaştı. Umut eden Eros, yerini yaşayan Eros’a bırakmıştı.  Şüphesiz, yaşayan bir Tanrı’nın eline düşmek, dehşetengiz bir şeydir çünkü sizi korkunun en yalın haliyle yüzleşmek zorunda bırakır. Kelimelerin anlatmaya kifayetsiz kaldığı bu deneyimin, ruhunu tamamen kuşatıp kavramasına ne yaparsa yapsın karşı koyamayacağını anladığında, o da mutlak bir teslimiyet duygusu içinde kendini ona bırakmıştı. Fanilerin elinden başka ne gelirdi ki? 

İletişim

76 Carl-Vogt 1205 Geneve | [email protected]
BİZİ TAKİP EDİN
Image Image Image Image Image Image
Website by Marios Gnostis © 2017 - Yazar fotoğrafları by Murat Çelik © 2015